Hamaney öldü: İran'da yeni dönem mi?

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail'in İran'a yönelik 'önleyici saldırılarının' ardından Washington'ın da 'büyük çaplı operasyonlara' başladığını açıkladı. Trump, hedeflerinin İran'ın nükleer ve askeri kapasitesini ortadan kaldırmak olduğunu belirterek, 'İran'ın nükleer silah elde etmesine izin vermeyeceğiz' dedi. Ayrıca balistik füze programı ve deniz kuvvetlerinin de hedef alınacağını duyurdu.

Hamaney öldü: İran'da yeni dönem mi?

Operasyonun kısa süreli olmayabileceğini belirten uluslararası uzmanlar, çatışmaların haftalar hatta aylar sürebileceğine dikkat çekiyor. Peki ABD ve İsrail’in askeri hedefleri ne kadar gerçekçi? Ve bu süreç İran’da rejim değişikliğine yol açabilir mi?

Nükleer program tamamen bitirilebilir mi?

Trump daha önce İran’ın ana nükleer tesislerinin “tamamen yok edildiğini” savunmuştu. Ancak uzmanlara göre bu iddia tartışmalı.

Almanya merkezli Friedrich Ebert Vakfı’nın Ortadoğu uzmanlarından Marcus Schneider, hava saldırılarıyla nükleer programın geçici olarak sekteye uğratılabileceğini ancak teknik bilgi birikiminin ortadan kaldırılamayacağını belirtiyor. Schneider, “Santrifüj üretme ve uranyum zenginleştirme kapasitesine sahip bir ülkenin bu altyapısını tamamen yok etmek mümkün değil” değerlendirmesinde bulunuyor.

Hamburg merkezli Alman Küresel ve Bölgesel Araştırmalar Enstitüsü uzmanı Diba Mirzaei ise İran’dan kaynaklanan “acil bir nükleer tehdit” bulunmadığını savunarak, nükleer meselenin askeri müdahaleyi meşrulaştırmak için öne çıkarıldığını düşünüyor.

Füze programı ve deniz gücü hedefte

Uzmanlara göre İran’ın balistik füze kapasitesi, ABD ve İsrail açısından nükleer programdan bile daha kritik bir tehdit oluşturuyor. İtalya merkezli güvenlik analisti Şahin Modarres, üretim tesislerinin ve cephaneliklerin vurulabileceğini ancak teknolojik altyapının tamamen ortadan kaldırılamayacağını ifade ediyor.

Schneider da İran’ın yerli üretim kapasitesine dikkat çekerek, “Cephaneliği imha edebilirsiniz ama üretim kabiliyetini sıfırlamak çok daha zor” diyor.

İran donanmasına yönelik olası operasyonlarda ise 1988’deki Operation Praying Mantis örneği gündeme geliyor. Uzmanlar, özellikle Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliği tehdit edilirse ABD’nin geniş çaplı bir deniz harekâtını gündeme alabileceğini belirtiyor.

Hamaney öldü: İran'da yeni dönem mi?

Rejim değişikliği mümkün mü?

Trump’ın İran halkına “hükümetinizi devralın” çağrısı yapması, operasyonun yalnızca askeri kapasiteyi değil rejimi de hedef aldığı yorumlarına yol açtı. İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in ölümü ise ülkedeki siyasi dengelere ilişkin soru işaretlerini artırdı.

Ancak uzmanlar, yalnızca hava saldırılarıyla rejim değişikliğinin zor olduğunu vurguluyor. Schneider, rejimi devirmek için kara birliklerinin gerekeceğini savunarak, İran halkının savaş ortamında kitlesel ayaklanma başlatmasının “oldukça belirsiz” olduğunu ifade ediyor.

Modarres ise rejim değişikliğinin hedeflenmesi halinde savaşın aylarca sürebileceğini ve asıl belirleyici unsurun rejimin iç dayanıklılığı olacağını söylüyor. İran İslam Devrim Muhafızları’na yönelik olası dokunulmazlık tekliflerinin ise elitler arasında çözülmeyi hızlandırmayı amaçlayan klasik bir strateji olduğu değerlendiriliyor.

Rejim ayakta kalırsa?

Uzmanlara göre rejimin çökmediği bir senaryoda İran’da iç baskı artabilir. İngiltere merkezli Sussex Üniversitesi’nden Sara Kermanian, dış müdahaleyi destekleyen kesimlerin varlığı algılanırsa yönetimin daha sert önlemler alabileceğini belirtiyor.

Kermanian’a göre süreç, ya yaptırımların hafifletildiği müzakere edilmiş bir çözüme evrilecek ya da yaptırımlar, vekalet savaşları ve dönemsel saldırılarla süren uzun soluklu bir çatışma dönemine girilecek. Aksi halde İran’ı daha sert bir militarizasyon ve ekonomik yıpranma süreci bekliyor.

Uzmanların ortak görüşü, askeri operasyonların İran’ın kapasitesini zayıflatabileceği ancak ülkenin siyasi geleceğini belirleyecek asıl unsurun iç dinamikler ve çatışmanın süresi olacağı yönünde.